| |
CHP Lideri Deniz Baykal Yavuz Donat'a, 'Cumhuriyet sandıkta kaybedilmeyecek' buyurmuş. Dervişin fikri neyse zikri de odur demişler. Baykal'ın bilinçaltı dışa vurmuş. Bu sözün arkasından 'darbesiz, müdahalesiz, ihtilalsiz, muhtırasız' dese de, asıl kastının ne olduğu açıkça anlaşılıyor. Ta Mülkiye'deki yıllarımızdan beri tepeden inmecilerin, 'sandıksal demokrasi' diye demokrasi ve seçimleri nasıl horladıklarını, halkın iradesiyle nasıl alay ettiklerini görmüşüzdür.
Türkiye'nin demokratik rejime geçişinin uzamasının, 10 yılda bir darbeye maruz kalmasının ve hâlen millet iradesinin militer vesayet altında bulunmasının sebebi, bu demokrasi karşıtı jakoben zihniyettir. Bu zihniyetin en tipik temsilcisi ise CHP olmuştur.
Şeyh Sait İsyanı bahane edilerek 1925'te 'Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kapatılmasının arkasında, CHP oligarşisinin tek kalma isteğiyle Atatürk'e yaptıkları ısrarlı talepleri vardır. 1930'da 'Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın kapatılması da, tek parti hegemonyasının baskıları sonucu ortaya çıkmıştır. Kopkoyu bir tek parti faşizminin tipik örneği olan 'Şeflik Dönemi'nde 16 yıl başka partiye izin verilmemiş; 1946 seçimlerinde CHP'nin 'sandık allerjisi' sandık kaçırarak tezahür ettikten sonra Batı'nın baskıları neticesinde çok partili demokratik sisteme uygun şekilde ve Cumhuriyet'in kuruluşundan tam 27 yıl sonra 1950 seçimleri gerçekleştirilebilmiştir.
Ancak, sandıktan çıkamayacağını anlayan CHP, orduyu kışkırtarak 27 Mayıs Darbesi'ni düzenlemiş; bundan sonraki askerî müdahalelerde de etkisi görülmüştür.
* * *
Türkiye'deki kafası karışık aydınların bir türlü anlamadıkları veya anlamak istemedikleri bir gerçeği halkımız çok açık bir şekilde teşhis etmiştir: CHP, hiçbir demokratik seçimde halk oyuyla iktidara gelememiştir. Bu 60 yıllık mağlubiyet, CHP'de bir 'sandık allerjisi' ile gelişen, halka karşı güvensizlik ve kırgınlık oluşturmuştur. Bu yüzden CHP, 'Cumhuriyet (değerleri/kazanımları) ve laiklik elden gidiyor' feryatlarıyla 'zinde güçleri' kışkırtmış ve demokrasi dışı dayatmalarda bulunmuştur. Kısaca, halkımız 'CHP+Ordu=İktidar' formülünü artık çok iyi kavramış durumdadır.
Dünkü Vatan Gazetesi'nde yayınlanan seçim anketinde, AK Parti'nin oyunu arttırarak yüzde 37.2'ye çıkardığı, CHP'nin oylarının da yüzde 15.1'e düştüğü görülmektedir. Son aylarda yayımlanan bütün seçim anketlerinde, diğer partilerin oyları farklı çıksa da CHP'nin oy oranının azaldığı görülüyor. İşte, Baykal'ın Danıştay saldırısını kullanmasının, Cumhuriyet ve laikliği istismar etmesinin sebebi de bu tablodur.
* * *
Baykal, 'Demokrasiyi Cumhuriyet doğurdu, demokrasinin görevi şimdi Cumhuriyet'i yaşatmak' diyor. Tamam da, Demokrasiyi 27 senelik bir hamilelikten sonra doğuran Cumhuriyet, CHP'nin malı değil ki... Türkiye Cumhuriyeti, ne 'Üçüncü Adam' (Resepsiyonlara başörtülü hanım almamak dışında bunu hak edecek ne yapmışsa) Sezer'in ne de CHP Genel Başkanı Baykal'ın tekelindedir. Cumhuriyet başkadır; Cumhuriyet Halk Partisi başkadır. Adında Cumhuriyet kelimesi bulundurmak marifetse, AK Parti de alsın, CAK Parti olsun da mesele halledilsin bari...
İsmet Berkan, dünkü Radikal'de ne güzel yazmış; "Belki de Anayasa'nın 24. maddesine bir ek yapmalıyız. Bu madde dinin siyasete alet edilmesini yasaklıyor. Belki ilaveten 'Cumhuriyet değerleri'nin de siyasete alet edilmesini yasaklamalı Türkiye."
Millî Mücadele ile kazanılan Cumhuriyet, sandıkta kaybedilmez ama suni rejim krizleri oluşturularak tökezletilebilir. Nitekim son 60 yılda başımıza gelenin asıl sorumluları, seçim sandıkları ve oy kullanan halk kitleleri değil, demokrasiyi ve millî iradeyi hazmedemeyenlerdir.
CHP'nin tek çaresi vardır: Gerçekten halkın partisi olmak... Milletin değerlerine saygılı olur, yapıcı bir muhalefetle yeni çözümler getirebilirse Sandık'tan çıkabilir ve iktidara gelebilir.
Bu takdirde belki biz de oyumuzu CHP'ye verebiliriz.
22/06/2006
[
Radikal
]
Hasan Celal Güzel |