ANASAYFA FELSEFE ANTOLOJİ YAZILAR LİNKLER İLETİŞİM
Anasayfa
Felsefe
Antoloji
Linkler
İletişim
 
Bilimsel Araştırma
Yorum Sayfası
Makale & Deneme
Genç Kalemler
Edebiyat Köşesi
 
bütün yazılar!
 
  Edebiyat, Tarih, İktisat, Din, Jeopolitik, Felsefe, Metafizik
 
   İSTANBUL: BİR İSLÂM ŞEHRİ [ Halil İnalcık ]
Çeviren: İbrahim KALIN    
 
Bir Iman Faaliyeti Olarak Fetih

Müslümanlarin 624'te Filistin'de Bizans'a karsi gerçeklestir­dikleri ilk askeri eylemin bizzat Hz. Peygamber tarafindan düzen­lendigi söylenir. [1] Bu olaydan yalnizca yirmi alti yil sonra, bir Islâm ordusu Istanbul kapilarina ulasti. Batili bir gözle bakildi­ginda Islâm güçlerinin bir bakima Sasâni Iran'inin Grek Impara­torluguna karsi sürdürdügü kadîm mücadeleye katilmis oldugu düsünülebilir. Lakin Istanbul'un fethinin onlara Allah tarafindan takdir edildigi inanci, müslümanlar arasinda Hz. Peygamber zamanindan beri mevcuttu. Osmanlilar bu inanci kendi mallari gibi benimsediler. Müslümanlar Bizans'in baskentine, 1453'teki ni­hâi fethinden evvel toplam on iki sefer düzenlediler. [2]

Istanbul, Islâm yayilimina karsi direnisin bir sembolü olarak o kadar güçlüydü ki, sehrin müslümanlar tarafindan fethedildigini haber veren kimi sahih, kimi mevzu ve kimisi de efsâne tü­ründen bir dizi ehâdis zuhur etti.

Osmanlilar bu ehâdis 'den birini hatirlatacak ve her uygun firsatta zikredecektir: "Istanbul bir gün mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden kumandan ne iyi bir kumandan ve o ordu ne iyi bir ordudur." [3] Osmanlilar (Istanbul'da), Emeviler dönemindeki Istanbul muhasaralarina katilmis ve sehit düsmüs pek çok sahabinin mezarinin bulundugunu ileri sürdüler. Fethi müteakip, on­lar için, sehrin en mübarek yeri haline gelen bir mezar yaptir­dilar. [4] Osmanli geleneginde, fiilen sehid düsen sahabenin sayisi kutsal bir sayi olan yetmise kadar yükselmistir.

Bu sahabe içerisinde en fazla tazim gören Hz. Peygamber'in sancaktari Ebu Eyyüp el-Ensârî [5] Osmanli 'Islâmbol'unun koru­yucu velîsi haline geldi. Ebu Eyyüb'ün hakikaten Hz. Peygam­ber'in ashabindan biri oldugu ve 668 Istanbul kusatmasina kati­lip öldügü tarihen sabittir. [6] II. Mehmed, muhtemelen kendisini tüm Islâm alemindeki gazâ 'nin sancaktari ilân ettiginden Ebu Eyyüb'ü sehrin koruyucu velîsi seçti. [7]

Fatih Sultan Mehmed fethin, Allah'in bir mucizesi olacagina inaniyordu. Ünlü isrâkî filozof Sühreverdî'nin bir takipçisi olan Sûfî Seyh Ak Semseddin, kusatma sirasinda Sultan'in ve ordusu­nun mürsid'i oldu. Genç Sultan mürsid 'den, fethin tarihiyle ilgili ilâhî takdiri ögrenmesi için inzivaya (istihareye) çekilmesini is­tedi. Fetih, mürsid 'in verdigi tarihte gerçeklesmedi; üstelik hristiyanlar o gün bir deniz galibiyeti elde ettiler. Seyhin bu olaydan sonra Sultana yazdigi mektup, Saray arsivinde bulunmaktadir. [8] Seyh bu mektubunda, duasinin kabul olunmadigi ve Sultan'in ak­lini ve ordusu üzerindeki otoritesini yitirdigi yolundaki sâyialar­dan bahseder. Basarisizligi, Osmanli ordusundaki askerlerin ço­gunun gerçek birer müslüman olmamasina, yâni Islâma zorla so­kulmus olmalarina yorar. Fakat öte yandan pratik bir insan ola­rak Sultan'a, bu yüzkizartici durumdan mesul kumandanlari acimasizca cezalandirmasini tavsiye eder. Nihayet bir miktar Kur'an okuyup uyudugunu ve ardindan Allah'in kendisine zafer müjde­sini verdigini söyler. Seyh'in [9] gesta et vita' sindan, son taarruzda (beyaz cübbeli ve mucizelerin Peygamberi Hizir'in önderligindeki) velîlerin, Sultan'in ordusuna galibiyet için yardim ettigini ögre­niyoruz. Ak Seyh fethin, Hizir ve Kutb-i Âlem dedigi Fakih Ahmed sayesinde gerçeklestigini söyler. [10]

Ak Seyh'in, fetih gerçeklesene kadar meydana gelen olaylar üzerindeki rol ve etkisi, halkin tasavvurunda daha da abartili bir hâl aldi. Halk arasinda dönüp dolasan Evliyâ Çelebi'den mervi ri­vayetlere göre Ak Seyh, fethin son muhasaradan çok önce ve Fa­tih, henüz Sultan degilken gerçeklesecegini haber vermis. [11] Seyh, kendi dervis basligini Mehmed'in basina geçirerek, Istanbul'un Allah'in izniyle Mehmed tarafindan fethedilecegini önceden haber verir. Ak Seyh tüm bu rivayetlerde hep Sultan'dan bir kaç adim öndedir. Evliyâ, kusatma sirasinda, seyhler ve ulemâ da dahil üç bin adaminin askerleri savasa tesvik ettigini ve mâruf seyh­lerin, sehrin büyük kapilarina yönelik saldirilara bizzat katildi­gini söyler.

Halk arasindaki bazi rivayetlere göre [12] Islâm dünyasinin bü­yük seyhleri de Islâmin bu büyük gününde Islâm ordusuyla bir­likte savasmaya geldiler. Sultan seyhlere, fetihten sonra ganime­tin yarisini verecegini, her biri için bir tekke yaptiracagini ve daha pek çok hayirda bulunacagini vâd etti. Evliyâ, [13] mânevî açidan sas­kina dönmüs bir grup Grek rahibinin, Islâm ordusuna katilmak için surlari terkettigini söyler. Bu dönem halk menkibelerinin genel bir temasidir bu: Allah sonunda hristiyan rahiplerini "nihai hakikate" -yâni Islâma- vâsil etti. Tüm bu hikâyelerin anlami, o dönemdeki müslüman halkin sehrin, müslüman velîlerin mânevî gücüyle fethedilecegine inanmis oldugudur. Sultanin bu inanci paylasip paylasmadigini bilmiyoruz. Fakat kendisinin, bu karizmatik mukaddes kisilerin hayir dualarini almasi gerektigine inan­digi çok açik. [14]

Sultan'in, fethedilen sehri yeniden insa etme karari, müslü­man kitleler arasindaki dinî coskunluga da tevâfuk etmekteydi. Tarikatlar, Istanbul'un Islâmî açidan yeniden kurulmasinda haki­katen önemli bir rol oynadilar. [15]

Seyh Ak Semseddin Sultan tarafindan, Ebu Eyyüb el-Ensârî'nin mezârinin yerini tesbit etmekle vazifelendirildi. Seyhin yeri tesbiti en az fetih kadar mucizevî ve önemli idi. Olay, inâyet-i ilâhînin hâlâ müslümanlarla birlikte oldugunu teyid etmekteydi. Mehmed bura­da bir kabir, bir câmi ve bir tekke yaptirdi. [16]

Haliç civarindaki sehir duvarlarinin ötesinde kisa sürede bir küçük kasaba halini alan Eyyüb'ün kabri, Istanbul'un en kutsal yeri haline geldi. Daha sonra yüzlerce mümin her gün çesitli he­diyelerle burayi ziyaret edecek ve velînin yardimini isteyecektir. Ayni zamanda birer büyük mezarlik olan meshur dervis tekkeleri, kabrin etrafina toplandilar. Her Sultanin, cülûsunu müteakip menkibede anlatilan yoldan geçerek kabri ziyaret etmesi sayân-i dikkattir. [17] Burada o günün en önde gelen Seyh'i, sultan'a mukad­des gaza kilicini kusatirdi. Böylece varligi sadece Istanbul'u müslümanlar nezdinde mukaddes bir yer haline getirmiyor, ayni za­manda Sultan'in müslümanlar üzerindeki idaresini dinî açidan tasdik etmis oluyordu.

Bu arada her Osmanli sehrinin kendine has bir velî' si bulun­dugunu ve genellikle sehrin disinda, bir tepenin üstüne insâ olu­nan velî kabirlerinin, Islâm tasavvuf gelenegi ile Islâm öncesi bir dag kültünü (inancini) birlestirdigini belirtelim. [18] Burada sehir­ler kisi kabul edilir ve sehrin ismini muhtevi bir evrâdu ezkâr okunurdu.

[1] Bkz. Ebu Bekir Muhammed b. Ahmed el-Vâsitî, Fedâîlu'l-Beyti'l-Makdis (ed. Isaac Wasson, The Magnes Press, Kudüs, 1979) 52-3; E. Sivan, "Le caractère sacre de Jerusalem dans l'Islam aux XII-XIII. Siecles", Studia Islamica XXVII (1967) 149-82.
[2] M. Conard, Les Expeditions des Arabes centre Constantinople dans I'histoire et dans les legendes, Journal Asiatique (1926), 61-121.
[3] Evliyâ Çelebi, Seyahatnâme (Istanbul 1314/1896) cilt I.
[4] Bkz. Süheyl Ünver, Ilim ve Sanat Bakimindan Fatih Devri (Belediye Yayinlari, Istanbul, 1948), I, 108-11.
[5] Paul Wittek, "Ayvansaray, un sanctuaire prive de son heros", Annuaire de I'Institut de Philologie ct d'Histoire Orientales et Slaves (Brussels, 1951) 505-26.
[6] "Ebu Eyyüb Hâlid b. Ziyad b. Kuleyb el-Neccârî el-Ensârî (E. Leui-Provençal) E12, I, 108-9.
[7] Feridun Ahmed, Münseâtü's-Selâtin (Istanbul, 1274/1858), I. 236. Bkz. A. Ates, 'Fatih Sultan Mehmed Tarafindan Gönderilen Mektuplar ve Bunlara Dair Gelen Cevablar', Tarih Dergisi (Istanbul, 1952) IV-7, 16.
[8] Bkz. H. Inalcik, Fatih Devri Üzerinde Tetkikler ve Vesikalar (T.T.K. Ankara, 1954) 217-18.
[9] Menâkib-i Ak Semseddin, Seyyid Hüseyin Enisi; Türkiye ve Avrupa'daki elyazmasi nüshalar için bkz. Mustafa Fayda, Ak Semseddln, doktora tezi, Ankara Üniversitesi, Ilahiyat Fakültesi. Ben Burada Nuruosmaniye Kütüphanesi'ndeki (no. 2175) nüshayi kullandim.
[10] Bkz. H. Inalcik, 'An Analysis of the Ottoman Baba Vilâyetnâmesi', 1986'da Berkeley, California Üniversitesi'ndeki 'Islâm'da Velîler ve Velîlik Sem­pozyumunda' okunan teblig; teblig sempozyum metinleri içerisinde yayinlana­caktir.
[11] Evliyâ Çelebi, Seyahatnâme 94, 97, 105; ayrica fethin Ak Seyh'in ma­nevî gücüne atfedildigi Fatih Vakfiyye' sine 29/32 bakiniz, not 16.
[12] Evliyâ Çelebi, Seyahatnâme, 97.
[13] Ibid, 111.
[14] H. Inalcik, 'Analysis...' (10 nolu dipnot).
[15] Ibid. II. Mehmed halkin güvenini kazanmis kalenderî dervislerini sev­miyordu, fakat halk ve orduyla birlikte onlarin popüleritesini kabul etmisti.
[16] Wittek, 'Ayvansaray...' (yukarida dipnot 5). Külliyenin vakfiyyesi için bk. Fatih Mehmed II Vakfiyeleri (Vakiflar Umum Müdürlügü, Ankara, 1938) 285-327.
[17] Kiliçkusanma merasimi için bkz. I. H. Uzunçarsili, Osmanli Devletinin Saray Teskilati (T.T.K. Ankara, 1945) 189-200.
[18] Osmanli kasabalarinin disinda bir tepe üzerine yapilan dervis tekkeleri için bkz. Semavi Eyice 'Zaviyeler ve Zaviyeli Câmiler', Istanbul Üniversitesi Iktisat Fakültesi Mecmuasi, XVII (1962-3), 23, 29., F. Hasluck, Christianity and Islam Under the Sultans (ed. Margaret, M. Hasluck, Oxford, 1929) I, 324-5. G. E. von Grunebaum 'The Sacred Charecter of Islamic Cities', A. Bedevi, ed., Melanges Taha Hüseyin (Kahire, 1962) 25-37.