ANASAYFA FELSEFE ANTOLOJİ YAZILAR LİNKLER İLETİŞİM
Anasayfa
Felsefe
Antoloji
Linkler
İletişim
 
Bilimsel Araştırma
Yorum Sayfası
Makale & Deneme
Genç Kalemler
Edebiyat Köşesi
 
bütün yazılar!
 
  ekonomi, toplum, din, jeopolitik, felsefe, edebiyat, tarih, metafizik..
 
   Sol kendini arıyormuş. Bulamaz.
Engin ARDIÇ   
 


Türkiye'de sol eskiden az kişinin umurundaydı, şimdi hemen hiçkimsenin değil. Okunmayan dergilerin, satmayan gazetelerin ve oy alamayan partilerin daracık dünyasına sıkıştı kaldı.

Gazetelerde ara sıra, artık epeyce yaşlanmış birtakım eski solcularla yapılmış konuşmalar yayınlanıyor, daha doğrusu gazete yönetimleri okurun o kesimini de azıcık gıdıklamak için böyle diziler hazırlatıyorlar. Ne yazık ki bunların 'zayıflama yöntemleri' ya da 'cinsel sorunlarınıza çözümler' gibi çarçur dizilerden önemli bir farkları olamıyor.

Buralara konuşanları, kimi zaman kızarak, kimi zaman gülerek, ama asıl üzülerek okuyorum.

Kimisi 'sosyalizm ölür mü, sosyalizm hiç ölmez' gibi salak sloganları atmakla yetiniyor bunların (gençliklerinde de sevdikleri gibi), kimisi sol sandıkları birtakım saçmalıkları savunmaya çalışıp iyice rezil oluyor (utanmadan 'Küba polis devleti değil' diyen bile çıktı), kimisi de iyiniyetle özeleştiri yapmaya ve iyi kötü düşünce üretmeye çalışıyor ama lafı eveleyip gevelemekten öteye gidemiyor.

Bana küfür etme keyiflerini saklı tutsunlar, çünkü bundan zevk alıyorlar, fakat meseleyi gene şöylece bir toparlayayım kendilerine:

Bilinen şekliyle sosyalizm ve komünizm, yirminci yüzyılla birlikte ölmüştür. Bunda elbette komünistlerin 'korkunç çuvallamalarının' büyük payı vardır. İşçi adına gelip de işçiyi kapitalistlerden daha çok ezene, işçi artık tükürmez bile.

Yeni bir sol doğmamıştır.

Sol kendini yeniden tanımlamak ve 'elektronik devriminden sonra ve iletişim çağında sol ne olabilir, nasıl olabilir' sorusuna yanıt bulmak zorundadır.

Bu yanıt, Türkiye'de üretilemez. Bilim ve teknoloji üretemeyen bir ülke, düşünce de üretemez.

Çağdaş sorunlara çözümler, çağdaş olmayan ülkelerden çıkamazlar.

Batı solu bu yanıtı bulursa bulacaktır ve her konuda yaptığımız gibi biz de onu 'ithal' edeceğiz. Bulamazsa da bulamaz.

Yanıtın ne olacağı belli değildir ama ne olmayacağı ortaya çıkmıştır: 'Üretim araçlarının mülkiyeti' artık tartışma konusu yapılmayacaktır çünkü anlamını ve önemini yitirmiştir.

Yeni sol, şu ya da bu olacaktır ama kesinlike 'dikta' olamayacaktır. İletişim devriminin patlamasından sonra sol dikta varolamaz.

Sol, eski ve korkunç yanlışı olan 'yoksullukta eşitlik' ilkesiyle de hiçbir yere varamaz.

'En yüce değerin emek olduğu' safsatasını da aşmak zorundadır.

Karl Marx'ın en büyük yanlışlarından biri olan 'sınıfların ortadan kalkacağı' yalanını ya da umudunu da hızla unutmak zorundadır sol...

Lenin'in en acı ve en bencil çarpıtmasını, 'sosyalizmin bir kalkınma programı olacağı' sapıklığını da hızla kafasından silmekle yükümlüdür.

'İnsanları kapitalizmin sunduğu düzeyden daha iyi yaşatacağını' kanıtlamak zorundadır ve fakat bunu nasıl başarabileceği de çok kuşkuludur. Artık hiçkimsenin gelecek uğruna acı çekmeye niyeti de yoktur, takati de kalmamıştır.

Eee, ne olacaktır peki? Ne bileyim ben yahu, bilsem söylerdim.

21 Eylül 2006 [ Akşam ]

Engin ARDIÇ