ANASAYFA FELSEFE ANTOLOJİ YAZILAR LİNKLER İLETİŞİM
Anasayfa
Felsefe
Antoloji
Linkler
İletişim
 
Bilimsel Araştırma
Yorum Sayfası
Makale & Deneme
Genç Kalemler
Edebiyat Köşesi
 
bütün yazılar!
 
 Genç Kalemler
 Gençliğin sesi
   Sosyal roller ve değerlerin yapısı
Onur Irmak    
 
Bu dünyaya ilk geldiğimizden beri en nihai amacımız varolmak ve bununla birlikte varlığımızı sürdürebilmektir. Varlığı gerçekleştirebilmenin yolunu da, temel ihtiyaçları karşıladıktan sonra, toplumda bir yer edinerek ve kendini bir şekilde ifade ederek mümkün kılarız. İnsanoğlunun kendi varlığını ifade edebilme savaşı binlerce yıldır çeşitli yollarla denenmiştir ve kaçınılmaz olarak sonuçları tarihi oluşturmuştur. Bu yazıda amacım tarihin toplumsal yapısını ve varoluş savaşını eleştirip doğru veya yanlışa ulaşmak değil günümüzde insanoğlunun kendi varlığını nasıl sürdürdüğünü anlamaya çalışmaktır.

Konumu anlatmaya başlamadan önce burada önemli bir noktanın altını çizmek istiyorum; amaçlanan konu varlığın bir özü var mı yoksa bizi var eden rollerimiz mi sorusunun cevabını aramak değildir. Burada amaçladığım nokta toplumsal rollerimizin ne olduğunu, bunların nasıl oluştuğunu ve günümüzde bunların nasıl şekillendiğini anlatmaya çalışmaktır.

Varolmamızı gerçekleştiren temel unsur bulunduğumuz toplumdaki yapıya göre bize verilen rolleri yerine getirmektir. Bu bizim en önemli çıkarımızdır. Doğduğumuzdan itibaren bize yerine getirmemiz gereken onlarca rol verilir ve çoğunu sorgusuzca yerine getiririz. İyi olmak, dürüst olmak, Müslüman olmak hep bir şey olmak ile ilgilidir bu roller. Kendimiz olmaya çalışmaksızın otoritenin karar verdiği birileri oluruz.

Endüstriyelleşmenin kaçınılmaz etkisi ile değer yargıları materyalleşmiş, rollerimiz tarihsel sürece göre biraz daha farklı şekillenmeye başlamıştır. Endüstri devrimi yani bir diğer deyişle modernizim kodları otoritenin elindedir ve toplumsal yapıya şekil vermektedir.

Endüstriyelleşme temel anlamda kar ile beslenir, doğası gereği ve varlığını sürdürebilmesi için dayattığı değerler de kar getirici etkiler olmalıdır. Kendi içinde var ettiği popüler kültür endüstrisi ile artık insanlar kendi kültürlerini değil, popüler kültürün ürettiği kültürün tüketicileri haline gelir

Bu yapıya bağlı olarak da toplumdaki rollerimiz modernizmin dayatmış olduğu değerlere göre şekillenir ve bu sistemin kodlarıyla zihnimizde anlam kazanır.

Kozmetik endüstrisinin var olması için beğenilme ihtiyacı olan kadına ihtiyaç vardır. Yüzyıllardan beri kadın güzelliğin, estetiğin simgesi olmuştur ve estetik değerler kadın imgesine dayanarak gelişmiştir. Fakat günümüz de kadının bunun ötesinde dayatılmış bir takım rolleri vardır.Yüzyıllardır güzelliği simgeleyen, estetik değerleri belirleyen kadın bu çağda belirlenmiş bir güzellik kavramına muhtaçtır. Günümüzde kadının kendini ifade etme yolu ya da rolü beğenilmektir. Kadının kendini beğendirmesi artık hayatındaki en büyük roldür ve bu rol kendi iradesi dışında gerçekleştirilmiştir. Beğenilmenin ne olduğunu endüstri belirlemektedir. Bunun en önemli örneklerinden birisi de makyajdır . Makyaj kadının kadın olma rolünü gerçekleştirir.

Kendi içinde zaten çok ciddi sıkıntıları olan kadın kimliği, endüstri tarafından büyük bir fırsat olarak görülmüş ve kadın üstünde çok güçlü bir değer yaratmasını sağlamıştır.

Bir diğer örnek ise modadır; moda bugün bizlere istediğimiz, çok beğendiğimiz şeyleri vermektedir fakat ondan önce bunların ne olduğunu belirler. İdeal muhteşem güzellikte ki kız ve kaslı yakışıklı erkek imgeleri yaratılmıştır ve bir kez daha gerçek ile imaj'ın koptuğu bir nokta daha ortaya çıkar. Herkesin olmak istediği fakat hiçbir zaman olamayacağı, olması da gerekmeyen bir rol daha.

Gece hayatında gittiğimiz yerler bu rolleri en çok oynadığımız yerlerdir. Çok güzel bir kız vardır, bir erkek içeri girer ve o kızla tanışır. En basit anlamda oynamak istediğimiz rollerden birisi budur. Fashion Tv'deki ideal kızlar yada Calvin Clain ilanlarındaki kaslı, yakışıklı erkekler bu yapay beklentiyi ve umudu doğuran etkenlerden sadece bazılarıdır. Fakat, ortada zihnimize kodlanmış bu ideal tipteki kız ve erkek yoktur ancak yine de oynamaya devam ederiz, bu rollere bürünmeyi sürdürürüz. Revlon'un yaratıcısı Charles Revson'un söylediği gibi “ Fabrikada güzellik malzemesi üretiyoruz, mağazalarımızda umut satıyoruz”.

Maskülen yapı için de benzer durumlar söz konusudur Bir çok erkek spor salonuna, spor yapmaya gider ve bunun sağlık için yapıldığı çokta söz konusu değildir. – bazı sağlıksal sorunlar için gidenler dışında - . Burada oynadığımız rolümüz de yaratılmış ideal erkeğe benzemek ve bütün kızların karşı koyamayacağı birisi haline dönüşmek isteğimizdir. Bu istek çok dominant olmakla birlikte daha önemli bir etken mevcuttur. Erkekler oraya beğendikleri kıza kendilerini kanıtlamak için değil en büyük rakiplerine yani hemcinslerine karşı kanıtlamak için giderler. Bu içten içe hatta bazen, olur orta olan bir meydan okumadır ve belkide aşırı rekabet ortamının sonucu ortaya çıkmış bir roldür. Rekabet artık hayatımızın her alanında, yaşamımızın her noktasında vardır.

Bütün bu rolleri seçerken hepimizde gördüğümüz ortak bir nokta ortaya çıkmaktadır, güven eksikliği, umutsuzluk. Bu iki kavramada insanın içinde araması gereken, içinde çözmesi gereken durumlar olmakla birlikte, dış dünyanın geçici yapay ve kolay çözümleri ile kamufle edilmeye çalışılır. Kendimizi aramak uzun süren bir savaştır, bu kolay kazanılan yollarla ancak birilerinin otoritesinin altına girebiliriz.

Hepimiz bir şekilde rollere bürünüyoruz ve hayattaki bu rolleri oynuyoruz, fakat asıl sorun bu rolleri oynayıp oynamamız değil, varolmak için başka şansımız yok. Asıl sorun gerçek ile simülasyonun sınırının yok olduğu bir dünya da tercih ettiğimiz roller, acaba Picasso'nun yaratıcılığını, Da Vinci'nin dehasını, Tesla'nın cesaretini, Edison'un azmini ne zaman rol model alacağız, ne zaman onlardan bir şeyler bulmaya çalışacağız?


ONUR IRMAK
Bilgi Üniversitesi
Reklam Tasarımı
Yüksek Lisans Öğrencisi
onurirmak@ttnet.net.tr
01/02/2007


Kaynakça:

Theodor Ludwig Wiesengrund-Adorno, Frankfurt school articles, Populer Culture Indusrty
Walter Bendix Schönflies Benjamin, Frankfurt school articles, Populer Culture Indusrty
Baudrillard, İmaj ve toplumun sonu, Aktaran , Best&Keliner , 1998
Louis Pierre Althusser , İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları, İletişim Yayınları