|
| | | |
|
|
| Analizler ve Yorumlar |
|
Seçme Yazılar
|
|
|
|
| |
Hüseyin HATEMİ |
|
| |
"‘Sarkozy'nin Hâmân'ı da Yahudi bir aileden! O da Sarkozy ve Bush gibi, insan değil, hâzâ melâike cinsinden: “Sınırsız=Sınır tanımaz sağunlar=tabibler” hareketi'ni kurmuş ve açlık ve yoksulluğa karşı savaşım verdiğini iddia ediyor! Gerçekten de “herkesi kör, âlemi sersem sanmakta” hiçbir sınır tanımıyor.. " |
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
Sami HOCAOĞLU |
|
| |
nsan hayatına “ömür” denilmesi, insanın mâ hulika leh'inin (yaratılış amacının) imar ve inşa olduğunu gösterir. İnsan hayatı, hem o hayatın sahibini mamur etsin, hem de o hayatın sahibi çevresini ve geleceğini mamur etsin diye “ömür” adını almıştır. |
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın> |
|
|
|
| |
Sami HOCAOĞLU |
|
| |
nsan hayatına “ömür” denilmesi, insanın mâ hulika leh'inin (yaratılış amacının) imar ve inşa olduğunu gösterir. İnsan hayatı, hem o hayatın sahibini mamur etsin, hem de o hayatın sahibi çevresini ve geleceğini mamur etsin diye “ömür” adını almıştır. |
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın> |
|
|
|
| |
Ferhat KENTEL |
|
| |
"Çağdaşlaşma / Batılılaşma projesinin sahiplerine göre, Anadolu topraklarında yaşayan insanların dinleri, etnik kökenleri “kutsallaştırılan” bu yeni insan modelinin önünde engeldi. Bu engelleri ortadan kaldırmak için çok yönlü olarak yürütülen çabaların hedefleri arasında Gayrimüslimlerin (sermayelerinin mümkün olduğunca “millileştirilerek”) Türkiye topraklarını terke zorlanmaları (ya da görünmez kılınmaları), en büyük etnik grup olarak Kürtlerin Türkleştirilmesi ve bunların yanısıra, ehlileştirilmiş, devlet kontroluna alınmış bir din anlayışına bağlı olarak toplumun büyük çoğunluğunun dini olan İslam'ın kamusal hayattan ve kamusal alandan uzaklaştırılması bulunuyordu. " |
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
Etyen MAHÇUPYAN |
|
| |
"Türkiye'nin askeri ile ile ilgili olarak hep latin Amerika'ya benzemediği teşhisi yapılır... Oysa latin Amerika'ya benzemeyen toplumdu ve o toplum bugün değişiyor. Yani eğer Türkiye'de darbe olacaksa, yapanlar latin Amerika'daki benzerlerinin kaderine de hazır olmalılar. Cumhuriyet'in kuruluşundan beri normalleşemeyen, normalleşmesi bilinçli olarak engellenen bir ülkede nihayet normalleşme yaşanıyor" |
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
Etyen MAHÇUPYAN |
|
| |
"Elit tabakanın en demokrat gözükenleri bile, bürokratik vesayete karşı çıkarken, halkın hangi durumlarda 'vatandaş' sayılması gerektiği konusunda net fikirlere sahiptir. Buradan anlaşılan halkın elit tabakanın niteliklerine yaklaştığı oranda 'vatandaş' olabileceğidir. Dolayısıyla ülkenin karar mekanizmasının en tepesindeki şahsın Meclis tarafından seçilmesi, henüz vatandaş sayılmaması gereken bazı insanları sırf milletvekili oldukları için yetkili kılmak anlamını taşır " |
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
İbrahim KARAGÜL |
|
| |
"İran, 15 İngiliz asker kısa süre içinde serbest bırakır mı? Tahran-Londra arasında ne tür pazarlıklar yürütülecek ve Türkiye'nin bu pazarlıkta etkin rol oynama şansı olacak mı?"
|
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
Etyen MAHÇUPYAN |
|
| |
"söz konusu köylüler ‘yerinden olmuş’ değil ‘yerinden edilmiş’ insanlar ve bu baskının failleri de bizzat devletin kolluk güçleri. Devlet vatandaşlarını kendi istediği ‘vatandaş’ olmakla yurtsuzlaşma arasında bırakmış. Gerçek vatandaşı hazmedememenin maliyeti bir kez daha sıradan insanın üstüne binmiş, onların hayatlarını karartmış... " |
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
Yasin AKTAY |
|
| |
"Bu süreç, kuralına göre oynandığında iktidarın ellerinden kayıp yavaş yavaş gidiyor olduğunu fark edenlerin telaşlı bir toparlanma ve kuralları zorlama, hatta bozma hareketiydi. 28 Şubat, oyunun kurallarının tamamen keyfi bir biçimde nasıl yeniden konulabildiğini, hatta hiçbir kural tanımaksızın oyuna fiilen galebe çalınabildiğinin de örneğidir. Hâkim olanın istediği kaideye istediği istisnayı koyabildiği bir mutlak egemenlik kuralının gizli geçerliliği böylece açığa çıkmıştır... "
|
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
Alptekin DURSUNOĞLU |
|
| |
"... Gerek Suudi Arabistan’ın gerekse Ak Parti hükümetinin Hamas’ın siyasi sistem dışına itilmesini önlemeye çalışması ve Filistin’de ulusal birlik hükümetine destek vermesi; buna karşın Sinyore hükümetini destekleyerek Lübnan'da ulusal birlik hükümetine karşı çıkması, ABD’nin Ortadoğu projeksiyonuna uygun yeni rol arayışlarının yarattığı ortak motivasyonla açıklanabilir..."
|
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
Ahmet ALTAN |
|
| |
"Ama Avrupa Birliği üyeliğinin ciddiye binmesi, askerin siyasetteki hakimiyetinin azalma ihtimalinin yarattığı endişe, Çankaya seçimi ve geçmiş günlere duyulan bitmeyen özlem “Susurlukçuları” gene harekete geçmeye itti.
Ve, devletin içinde kavga ve dağılma ortaya çıktı."
|
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
Yıldırım TÜRKER |
|
| |
" Modern devletlerin yaptığı, insanları kendi korkularına hapsetmek.
Akıl tokmağıyla da tepelerinde dikilmek.
Akıllı olmanın şartlarını biliyoruz. Bir tatsızlık çıkmadan bu hayatı
sona erdirebilmek. Vatandaşlık, kazasız belasız korunması gereken
bir emanet. ."
|
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
Furkan TORLAK |
|
| |
" Kerkük'ün statüsünün 2007 yılı içerisinde gerçekleştirilecek bir referandumla belirlenecek olması Ortadoğu'daki diplomatik trafiği de etkilemiş durumda. Bu noktada dört grubun bakışı, gelişmelerin seyrini etkiliyor.."
|
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
Hakan ALBAYRAK |
|
| |
"‘Ne olacaksanız, "ebedi şef" de o olduğu için olacaksınız! "Ebedi şef"in olmadığı bir şey olmayacaksınız! Söylediğiniz ve yaptığınız her şeyi "ebedi şef"e dayandıracaksınız! "Ebedi şef"in aynı anda bütün dini/felsefi/ideolojik duruşlara birden referans teşkil etmesi ne kadar akıl almaz olursa olsun, aklınız bunu alacak! Şartların mütemadiyen değişmesine rağmen "ebedi şef"in dönemindeki şartlara teslim olmayı da içinize sindireceksiniz! 10 Kasım 1938 günü saat 9'u 5 geçe zaman durmuştur! "Kemalist/Atatürkçü" dogmatizmde içtihat kapısı ebediyen kapalıdır! Din değil ama bu dogmatizm terakkiye kesinlikle manidir! .." |
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
Bejan MATUR |
|
| |
" Saddam'ın ölümünü izlenilir kılan onun ölüme inanmamasıydı. Ölümün bizdeki anlamı belli ki onda yoktu. Yaptığı onca katliamının sırrı onun ölümle kurduğu bu ilişkide gizli. Ölüme biraz olsun inansaydı katliamlarının sayısı belki daha az olurdu."
|
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
İbrahim KARAGÜL |
|
| |
" Soğuk Savaş sonrası yeni dünya düzeni arayışlarında medeniyetler çatışması, özellikle de medeniyet içi çatışma, İslam dünyasının Balkanlaşması, Avrasya fay hattı gibi tezler hep Kissinger ve benzerlerinin ürünü. “Medeniyetler çatışması değil asıl medeniyet için çatışma yaşanacak. İslam kendi içinde çatışacak” tezi Kissinger'ın. Bugün bu tezin Irak'ta nasıl uygulandığını, Lübnan'da nasıl uygulandığını, bütün bu coğrafyanın nasıl kendi içinde çatışmalara sürüklendiğini görmemiz bir rastlantı sonucu mu? Dünya nüfusunun dengelenmesi için soykırım planları bile yapabilen bir insan Papa'ya ne tür tavsiyelerde bulunur sizce? Papa'nın danışmanlar heyetinde başka ilginç isimler de var. Mesela Bernard Lewis."
|
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
Engin ARDIÇ |
|
| |
"O zaman da rektör olmak için uluslararası bilimsel yayın şartı aranmaz, çünkü Atatürkçü olmak gerekli ve yeterli sayılır (öhö, 'necessary and sufficient' diyorlar hani, profesör anlar)... Rektör dediğinin ilimle bilimle ne ilgisi var, rektörün işi üniversiteyi çekip çevirmek, öğrencilere göz kulak olmak, döner sermayeyi döndürmek, hocaların beleş yurtdışı gezi formlarını onaylamak, biri sıcak, biri zeytinyağlı, biri de tatlı olmak üzere üç kap yemek çıkmasını sağlamak, otoparkı bölüştürmek, saç, tırnak ve etek muayenesi yapmak, kızların açık saçık gezmesini önlemek, buna karşılık başörtülü karıları kovalamak, sigara içenlerin kulağını çekmek, falan filan."
|
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
Engin ARDIÇ |
|
| |
".. başbakanın Çankaya'ya çıkmasını engelleme mücadelesi de aslında 'Çankaya mevzilerini halkın ele geçirmesini önlemek, bürokrasinin elinde tutabilmek' mücadelesinden başka bir şey değildir. Emine Hanım'ın saçı başı da bu gizli kapışmanın kılıfıdır yalnızca. Turgut Özal bunların 'ezberini bozduğu' için ona düşman kesilmişlerdi.."
|
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
İbrahim KARAGÜL |
|
| |
" Ortadoğu'da, Orta Asya'da, Afrika'da, Latin Amerika'da ya da Uzak Asya'da yaşayanlar, Batı'nın yeni yüzyılda refah ve huzurunun güvence altına alınması için acı çekiyor, fakirleşiyor, sömürülüyor, eziliyor, öldürülüyor. "
|
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
Abdurrahman DİLİPAK |
|
| |
"Kendi yurttaşlarına karşı yabancı devletlerin koordinasyonu ile çözüm aramak yerine yapacak başka işler yok mu size göre.. Bu kirli kavga bitsin..
Bir imparatorluk mirası üzerine yeni bir ulus devlet inşa etme uğruna bir ömür tükettik. Ulus devlet projesi bitti , biz hâlâ aynı kavgayı veriyoruz... "
|
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
Engin ARDIÇ |
|
| |
"Gerçek şu: Gecekondu gençleri, Taksim'e cumhuriyeti kutlamaya falan değil, 'beleş Mustafa Sandal konseri' izleyip tepişmeye gittiler. Her ülkenin alt sınıfının içeceği olan birayı da fazla kaçırınca... Nitekim, kendilerini savunmak için kullandıkları 'ne işleri var o kadar erkeğin içinde' cümlesi, cumhuriyeti yaşatacak ve yükseltecek olan fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür yeni nesillerin 'tıynetini' ortaya koyuyor."
|
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
Etyen MAHÇUPYAN |
|
| |
"‘Tarihin geçmişte 'yaşananların' anlaşılması amacıyla sürdürülen bir çaba olduğunu dahi bilmeyen bu insanlardaki tıkanıklığın en ilginç belirtisi belge merakı. Belgelerde okuduklarının 'yaşanmışlık' olduğunu düşünen bu kişiler, tarih disiplininin belgeyi yazana ve belgede yazılanlara ilişkin soru sorduğumuzda başladığını kavramaktan acizler... " |
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
Hüseyin HATEMİ |
|
| |
"‘Adalet ilkesinden, ustalıklı terim îcatları ve kullanımları ile de kaytarmak mümkün değildir. “Amaller niyetlere göredir” Hitler'in, soykırım terimini kullanmayıp “nihaî çözüm” (Endlösung) gibi terimler kullanması, O'nu ahlâkî sorumluluğundan kurtaramamıştır. Farzedelim ki, Tehcir Kanunu'nun adı “Ermeni Ötenazisi Kanunu” olsa idi, bugün de, “soykırım” diyenler “Ermenilere ölüm yardımı kamu hizmetinin sunulması” ifadesini kullansa idiler, sorun çözülmüş mü olacaktı?" |
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
Hasan Celal GÜZEL |
|
| |
"Generelyuslar, Ampulosçu Başnâip ve diğer naiplerin eşlerinin başındaki turbanyusu bir türlü hazmedemez; üzerlerinde üniforma, ellerinde kılıçları, medyostaki antiturbanyusçular ne zaman önlerine mikrofonyus uzatsa 'irticayus tehdidi' nden bahsederek atıp tutarlarmış.." |
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
Hakan ALBAYRAK |
|
| |
"‘Üç-beş milyon Ermeni'nin gönlü dünya emperyalizminin umurunda bile değil; 1.5 milyarlık İslam âleminin gönlüne metelik vermeyen emperyalistler, dünyanın gidişatı üzerinde tayin edici bir rol oynamayı hayal bile edemeyecek bir milleti hoş tutmak için kendilerini bu kadar yormazlar...." |
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
Nuray MERT |
|
| |
"‘Voltaire ve Montesquieu gibi Aydınlanma filozoflarının aynı zamanda oryantalist bakışın temsilcileri olması ve iyi örnek olmadıkları meselesini bir yana bırakalım. Ne Fransa, ne genelde Batı medeniyeti, özgürlükçü düşünceden ibaret, ne de Osmanlı dönemi baştan aşağı tarihin pespembe bir sayfas.." |
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
Etyen MAHÇUPYAN |
|
| |
"‘Türkiye'de resmi ideolojinin otoriter zihniyet içinde şekillenmiş olması, her alanda otoriter bakışı ‘ilericilik' haline getirerek dünyaya adapte olamayan bir devlet sistematiği üretmekte. Böylece topluma her bakışında çevresinde ‘irtica' algılayanların, her şeyden önce toplumun yaşamakta olduğu dinamikten ne denli uzak kaldığını da anlamış oluyoruz.." |
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
Engin ARDIÇ |
|
| |
"Aslında basın, büzüğü sıkmadığı için, canalıcı soruyu açık açık soramamaktadır da dolambaçlı yollardan yanıt bulmaya çalışmaktadır. Sorup da soramadığı soru şudur: 'Darbe var mı paşam, darbe?' "
|
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
Hasan Celal GÜZEL |
|
| |
"Türkiye'de hiçbir zaman 'laiklik elden gitmemiş' ama her dönemde 'demokrasi elden gitmiş' ve rejim 'askerî vesayet' altında yönetilmiştir.
28 Şubat Dönemi'nde uluslararası dokümanlarda Türkiye'deki siyasî sistem 'askerî demokrasi' (!) olarak tanımlanıyordu. Gene hızla o utanç dolu döneme doğru yol alıyoruz."
|
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
Ahmet ALTAN |
|
| |
"Ama demokrasiden korkuyorlar işte.
Müslüman olmayan Türklerden de korkuyorlar.
Dindarlardan da korkuyorlar.
Kürtlerden de korkuyorlar.
Yabancılardan da korkuyorlar.
Herkes onları yiyecek sanıyorlar.
Çok ürkek gözüküyorlar ama cesur oldukları yerler de var.
Askeri bir darbeden korkmuyorlar mesela.
Hatta sanki seviyorlar bile.
Demokrasisiz bir cumhuriyetten de korkmuyorlar.."
|
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
Mümtaz'er TÜRKÖNE |
|
| |
"Kara Kuvvetleri Komutanı'nın yeni düşünceleri izleyemediği için, felsefe dünyası açısından modası geçmiş düşünceleri savunmasını anlayışla karşılayabiliriz. Ancak kalkıp da bize bu düşünceleri silah zoruyla tek ve evrensel hakikat olarak benimsetmeye kalkarsa, ortaya dogmalara esir edilmiş bir toplum çıkar.. "
|
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
Salih TUNA |
|
| |
"AB Komisyonu Türkiye temsilcisi Kretschmer, Silahlı Kuvvetler mensuplarının kamu hayatının hemen her yönüne maydanoz olduğunu, 'yasal ve kurumsal düzene' saygı duymadığını söylemişti. "
|
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
Hasan Celal GÜZEL |
|
| |
"Hep yazıyorum: Türkiye'de tam demokrasi yok; militarizmin vesayeti altında yarı askerî, yarı demokratik bir rejim var.
Demokratik rejimlerde, bizim Anayasamızda da yazıldığı gibi, egemenlik milletindir. Millet bu egemenliğini seçtiği temsilciler eliyle kullanır. Ülke, milletin seçtiği parlamentonun oluşturduğu hükûmetler tarafından yönetilir. Başta silahlı kuvvetler olmak üzere, yürütme organının bütün unsurları, kayıtsız şartsız hükûmetin emrindedir. "
|
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
Engin ARDIÇ |
|
| |
"Türkiye'de sol eskiden az kişinin umurundaydı, şimdi hemen hiçkimsenin değil. Okunmayan dergilerin, satmayan gazetelerin ve oy alamayan partilerin daracık dünyasına sıkıştı kaldı."
|
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
Ahmet KEKEÇ |
|
| |
"Diyelim ki, burslu öğrenci olarak Avrupa'da önemli bir üniversiteden mezun oldunuz. Erdoğan Teziç 'in yönettiği YÖK isterse (ki hangi durumda isteyeceğini, hangi durumda istemeyeceğini kestirmeniz zordur) , aldığınız diplomayı geçersiz sayabilir, iş bulamaz; kamu dairelerinde çalışamaz, YÖK üniversitelerinde master veya doktora yapamazsınız"
|
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
Etyen MAHÇUPYAN |
|
| |
"‘şehit söylemi'nin çocukları ailelerden koparmak için yeterli olmadığı bir zamanı yaşıyoruz. Çünkü bu mücadele için ölmek pek anlamlı görünmeyebildiği gibi, akıllıca da gözükmeyebiliyor. Bu insanlar devlete karşı değiller ama akılsızca davranan bir devletin parçası olmayı da içlerine sindiremiyorlar. Eğer ortada bir istismar varsa, bunu yapan herhalde aileler değil..." |
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
Engin ARDIÇ |
|
| |
"Bu tepki, meslek sahibi şehirlilerde gözleniyor. Dikkat edin, şehit olan çavuşla erlerin ailelerinden tık yok, ya da onlara duygu ve düşüncelerini soran yok. Eskiden olsa 'acı var mı acı' diyecek bir zibidi çıkardı mutlaka, artık onların ölmeleri doğal karşılanıyor.
Acaba Çetin Altan'ın deyimiyle 'köylü çocuklarını ölüme göndermek' mubah da, iş şehirlilere gelince mi cortluyor? "
|
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
Memhet ALTAN |
|
| |
"2006 yılında bizde gelinen en üst aşama ne?
Laik devlet kavramı...
Üstelik, “demokrasiyi” kendine tehdit gören bir laik devlet algısı bu...Yani henüz orta-çağ sonrası...
Atatürk devrimleri oturmadı mı? Eğer oturduysa artık demokratik devlete geçilmesi gerekmez mi?
Yok, eğer oturmadıysa, neden oturmadı?
Bunun derinlemesine bir analizinin yapılması gerekmez mi? "
|
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
Furkan TORLAK |
|
| |
" 13 Temmuz 2006'da yine Lübnan ile İsrail arasında başlayan savaşta da Yeşa Hahamlar Konseyi'nin “ilginç sayılan” bir fetvası yayımlandı. Fetvada “Tevrat, savaş sırasında kadınların ve çocukların öldürülmesini caiz görmektedir, Gazze'de ve Lübnan'da kadınlara ve çocuklara acıyanlar, İsrail'deki kadınlara ve çocuklara vahşi bir gözle bakıyor demektir” ifadelerine yer veriliyordu. "
|
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
İbrahim KARAGÜL |
|
| |
"İslam Konferansı Örgütü ne işe yarar? Ya da ne işe yaradı şimdiye kadar! Irak işgal edilirken ABD/İngiltere aleyhine tek bir cümle söz söyleyebildi mi? Afganistan işgal edilirken tek bir cümle söz etti mi? Mezhep savaşları yayılırken bir kez olsun, o hiçbir işe yaramayan bitmek bilmez toplantılarının gündemine alabildi mi? Lübnan alevler içinde yanarken hepiniz sormadınız mı? Nerede bu örgüt diye?"
|
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
Ahmet KEKEÇ |
|
| |
"İnsan" diyor Gombrowicz, "mutlak olana, eksiksizliğe, gerçeğe, tanrıya, tam bir olgunluğa yönelir. Her şeyi kavramak ve kendini bütünüyle gerçekleştirmek ister. Uyduğu ahlâk buyruğu budur. Oysa pornografide, insanın çok daha gizli, hatta bir anlamda yasadışı bir başka amacı ortaya çıkıyor: Tamamlanmamışa, yetkinsizliğe, düşmüşlüğe duyduğu ihtiyaç..."
|
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
Hasan Celal GÜZEL |
|
| |
"Türkiye'deki kafası karışık aydınların bir türlü anlamadıkları veya anlamak istemedikleri bir gerçeği halkımız çok açık bir şekilde teşhis etmiştir: CHP, hiçbir demokratik seçimde halk oyuyla iktidara gelememiştir. Bu 60 yıllık mağlubiyet, CHP'de bir 'sandık allerjisi' ile gelişen, halka karşı güvensizlik ve kırgınlık oluşturmuştur. Bu yüzden CHP, 'Cumhuriyet (değerleri/kazanımları) ve laiklik elden gidiyor' feryatlarıyla 'zinde güçleri' kışkırtmış ve demokrasi dışı dayatmalarda bulunmuştur. Kısaca, halkımız 'CHP+Ordu=İktidar' formülünü artık çok iyi kavramış durumdadır. "
|
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
Perihan MAĞDEN |
|
| |
"Nasıl her Türk nükleer fizikçi, baraj mühendisi, balet, narenciye üreticisi, son ütücü olarak doğmuyorsa, doğmayacaksa, doğmaması tercih nedeniyse her Türk, askerde doğamaz. Doğmayacaktır. Doğmaması gerekir.
Önce yıllardır, on yıllardır, yüz yıllardır maruz bırakıldığımız militarist koşullanmalardan kurtulmamız gerektiğini, bazılarımızın böyle bir tercihi olabileceğini kabul etme “alicenaplığını” göstermemiz gerektiğini, ARTIK gerektiğini söyleyerek..."
|
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
Ali BAYRAMOĞLU |
|
| |
"Bu topraklar üzerinde 16-35 yıldır ikamet eden, bu ülkenin hastanelerinde doğmuş, okullarında okumuş, herkes gibi Cem Yılmaz esprilerine gülen, Babam ve Oğlum filminde ağlayan, kimsenin üniformasını giymeyen, şiddetle uzaktan yakından bir alakası olmayan, uzun ve sağlıklı bir ömür sürmek isteyen, ileride çocuklarına iyi bir gelecek bırakma hayali kuran Türkiye Cumhuriyeti'nin sıradan genç vatandaşları..."
|
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
Mehmet ALTAN |
|
| |
Demokratik bir hukuk devletinde, bizdeki gibi askeri Danıştay, Askeri Yargıtay, kısacası mevcut doğal hukuka paralel bir askeri hukuk örgütlenmesi bulunmadığı için, dava sürecini kesmek, iddianameyi "maksatlı suçlamalar" diye suçlamak, savcı hakkında suç duyurusu yapmak, hükümeti göreve çağırmak da ne görülmüş, ne duyulmuş şeyler olduğundan, yazan muhabir zorlanırken, okuyan yabancı okur da iki kez zorlanacaktı...
"Çift başlı yargı" gibi bir skandal yetmezmiş gibi bir de tüm siviller her türlü "maksatlı ve haksız" suçlamalar karşısında yargı önüne paşa paşa çıkarken, paşaların çıkmaması ve "suçlayacaksa asker askeri suçlar, bize sivil karışamaz" mesajını vermesi, gelişmiş dünya için tercümesi zor ki zor bir konu olacaktı.
|
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
Abdurrahman DİLİPAK |
|
| |
Hadi diyelim Büyükanıt' ı mahkemeye çıkmaktan kurtardınız, halkın vicdanında bu durumu nasıl dengeleyeceksiniz?.. Kuşku daha da artmayacak mı? Madem bu şekilde yargılanmayı bir şeref olarak görüyor, neden bu şerefi kendilerinden esirgemeye çalışıyorsunuz ki?..
Şüpheli bir astsubayı yargılamanın bile bu kadar zor olduğu bir ülkede muvazzaf bir kuvvet komutanını yargılamak kolay değil elbette. |
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
Ahmet VAROL |
|
| |
Kavram sahtekârlığı insanların beyinlerini işgal etmenin önemli bir yoludur. Çağdaş emperyalizm işgalcidir. Fakat onun işgalciliği sadece topraklara yönelik değildir. Onun işgal politikalarında öncelikli olarak hedeflediği, insanların beyinleridir. Beyinlerin işgal edilmesi toprakların işgal edilmesini kolaylaştırmaktadır. Hatta bazen toprak işgaline ihtiyaç bile bırakmamaktadır. Beyin işgalinde muhtelif metotlara başvurulur. En yaygın olarak kullanılan metotlardan biri de kavram sahtekârlığıdır. |
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın> |
|
|
|
| |
Etyen MAHÇUPYAN |
|
| |
Batı kendi iç dinamiği içinde değişirken aydınlanmanın göreceli anlayışını içselleştirme şansını fazlasıyla buldu ve günümüzdeki bireyselleşmenin yolunu açtı. Ama orada bile ‘yaşanan' aydınlanma kuramsal bir özgürleşme sürecinin hayata geçmesi değildi. Bilişsel dünyadaki devrim ideolojik olarak kurumsal yapıdan çok daha baskın çıkarken, devletler dinin egemenliğinden kurtulmak üzere bu geçişi desteklediler. Böylece aydınlanma esas olarak ataerkilliğin yenilgisini ifade etti ve göreceli bakışla otoriterliğin çeşitli biçimlerde bütünleşmeleri farklı ülkelerdeki ‘modern'liği üretti. |
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
Abdurrahman DİLİPAK |
|
| |
Hukuka uygun olmayan yasa, suç aletidir .. Bir yasa, eğer bireysel temel hak ve hürriyetleri korumuyorsa meşruiyetini kaybeder. Hiçbir yasa bu anlamda yorumlanamaz. Yoksa Hitler 'in, Mussolini 'nin, Stalin 'in, Saddam 'ın da yasaları, yargıçları vardı..
Global anlamda İslâm 'a ve Müslüman lara karşı topyekun bir savaş açılmış gibi. Bir tecrit, yıldırma, bastırma, caydırma, alaya alma ve kışkırtma sözkonusu..
Bizim devlete ve yasalara sadakatımız, bu kurumların varlık ve meşruiyet zeminini oluşturan değerlere uygunluğu nisbetindedir... |
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >> |
|
|
|
| |
İbrahim KARAGÜL |
|
| |
İslam-terör kavramını keşfedenler, "İslam tehdidi"ne karşı dünyayı seferberliğe çağıranlar, küresel terör savaşı ilan edenler, rejim değişikliği ve silahsızlandırma projelerini keşfedenler, faşizme ve komünizme karşı yapıldığı gibi İslam'dan da kurtarmaya hazırlananlar, bunun için de İslam dünyasını küresel savaşın hedef alanı ilan edenler, son olarak İslam Peygamberi'ne saldırıp, Müslümanları en fazla tahrik edecek bir konuya el atarak, amaçlarına bir adım daha yaklaştılar. |
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >>> |
|
|
|
| |
Sami HOCAOĞLU |
|
| |
Avrupa'da kahir çoğunluğu Müslüman olan tek ülke olarak anıldı. Fakat şimdilerde, bu özelliğinden dolayı dünya egemenlerinin gözü üzerinde. Fırsat bu fırsat diyerek, zayıflatılmış olan İslami kimliğinden tamamen koparılmak isteniyor. Orada hummalı bir Hıristiyanlaştırma operasyonu yürütülüyor. Belki de yüz yılın operasyonu bu. |
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın> |
|
|
|
| |
Ömer LÜTFİ METE |
|
| |
.... Gizli servisler ve yeraltı dünyasının jargonu ile söylemek gerekirse; ' ötmesi ' şartıyla Ağca'ya koruma va'detmek gülünç! Hele Ağca'yı yirmi yıl avucunda tuttuğu halde ağzından bir kelime koparamayan, yaptığı araştırmalardan en küçük bir ipucu çıkaramayan (?!) İtalyanların ve Sezar'ını dahi koruyamayan Roma'nın bunu söylemesi şaka gibi! Dürbünlü tüfeğin icadıyla namertliğin bile bozulduğu, en masum insanın kahpeliğe kurban gidebildiği ve Hasan Sabbah'ların dahi utanacağı iğrenç şiddetin çağında, üstüne üstlük namlı bir tetikçiye ne ile kesin bir güvence vereceksiniz? Bu İtalyan şakasının ancak bir şekilde anlamı olabilir. Eğer Papa suikastında kendi gizli servislerinin veya Gladio 'larının parmakları varsa ' Mehmet Ali, bizim payımızı söylemezsen seni vurmayız ' demek istiyorlarsa! Aksi halde bu koruma va'di insan zekasıyla dalga geçmektir. |
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın> |
|
|
|
| |
Abdurrahim KARAKOÇ |
|
| |
Papa 16. Benedikt bu sene C.Başkanı Sezer'in davetlisi olarak Türkiye'ye gelecek.. Hoş geldi, sefalar getirdi.. Ancak, başındaki "haç" motifli tacı, haç motifli asası, haç motifli kaftanı ile mi gelecek? Bir sürü dini simge ile Çankaya Köşkü'ne çıkmak, kabul görmek, bırakalım çifte standartçılığı, "laik Cumhuriyet" için tehlike teşkil etmez mi? Simgeyse işte simge.. Kamusal alan simgeye resmen kapalı.. Papa'nın hatırı için ilkelerden taviz vermek doğru değildir.. Anlıyorum, siz "İslâmî simge" tehlikelidir.. Hıristiyanlık ve Yahudilik simgeleri yasak dışındadır, diyeceksiniz.. Hadi öyle olsun, amma ciddiyet zedelendiği zaman ciddi ciddi baş ağrısına sebep olur.. Hatırlatmakta fayda görüyorum.. ? İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad'ın, "Türkiye'yi ziyaret talebi" geri çevrilmiş.. Gazeteler yazdı ve tekzip edilmedi.. Denilmiş ki; "Manimiz var, Ankara'ya gelme!" Mani belli.. Siyonistlerin kızmaları.. Siyonist kuklası ABD yönetiminin tepkisi.. En ağır mani ise "İran İslâm Cumhuriyeti" cümlesi.. Ne acı bir durum.. ? Kocaman bir dünyada yaşamaktayız.. İrili-ufaklı yüzlerce devlet var yeryüzünde.. Devletleri idare eden büyük büyük adamlar da var muhakkak.. Acaba "erkek" gibi, ölçüsüne sığacak kaç lider tanıyorsunuz siz? |
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın> |
|
|
|
| |
İbrahim KARAGÜL |
|
| |
Almanya'nın bölünmesinin sebebinin Yahudiler olduğu inancıyla İsrail'in Almanya'ya taşınmasını istiyor. Alaska'nın 1867'de Rusya'dan koparılmasının sebebinin de Yahudiler olduğu inancıyla İsrail Devleti'nin Alaska'ya taşınmasını istiyor. Ahmedinecad'ın bu bilgileri bizzat Rusya lideri Vladimir Putin'den aldığı iddia ediliyor. Putin'in Çeçenistan'da; "Müslüman dünyanın en büyük destekçisi ve koruyucusu, en güvenilir ortağı Rusya'dır" açıklamasının da bu çerçevede yapıldığı ifade ediliyor. Ahmedinecad, Almanya ve Alaska gibi Irak'ın bölünmesinin de İsrail planı olduğuna inanıyor. |
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın >>> |
|
|
|
| |
Abdurrahman DİLİPAK |
|
| |
"Kemalizme artık aşılması gereken bir tarihi fikirler bütünü olarak bakmamız gerek" diyen Atılım Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Levent Köker bu konuda tek değil.. Köker, bazı kesimlerin "politik olarak yeni bir anlam yükü"yle Atatürk'ü yeniden gündeme getirmelerini, son dönemdeki küreselleşme cereyanlarına karşı "ulusal hassasiyetleri" öne çıkaran bir milliyetçi dalganın yükselişine bağlıyor. Köker, Kemalizmin bütün vurgusu taraftarlarının iddia ettiği gibi bir "aydınlanmacı rasyonalizm" ise, bunun ideolojik saplantılardan ve tarihsel "altın çağ" özlemi duymaktan veya "yeni biçimde bir dinsellik"ten uzaklaşmasını gerektirdiğini düşünüyor.
Evet. Eğer Kemalizm bir din, ya da dogma, bütün zaman ve mekanlarda geçerli tek doğa üstü bir güçse, o zaman bu bir inanıştır ve o zaman laiklik kuramına göre, bu yapıyı siyasetin dışına çekmek gerekir.. |
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın> |
|
|
|
| |
Ahmet VAROL |
|
| |
Amerikan emperyalizminin saldırganlığını gerekçelendirmek amacıyla son dönemde en sık kullandığı dayanak teröre karşı savaş iddiasıdır. Fakat eğer iyi bir araştırma yapılıp rakamlar ortaya çıkarılsa ABD'nin saldırılarında son on yıl içinde öldürülenlerin sayısının yine aynı süre içinde tüm dünyada terör saldırılarında öldürülenlerin sayısının birkaç katı olduğu görülecektir. Bunu dile getirmemiz terörü, herhangi bir meşruiyete dayanmayan şiddeti ve savunmasız, suçsuz insanların ideolojik gerekçelerle de olsa öldürülmesini onayladığımız için değildir elbette. Bunu vurgulamaktaki amacımız, terörü uluslar arası çapta bir şiddet için gerekçe olarak kullanan ABD emperyalizminin örgütsel terörü bayağı geride bıraktığına dikkat çekmektir. Bu itibarla çağımızda teröre karşı savaş iddialarında gerçekçi ve samimi olanların en başta Amerikan terörüne karşı savaşmaları gerekir. |
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın> |
|
|
|
| |
Zühtü ARSLAN |
|
| |
Avrupa'nın siyasal, hukuksal ve toplumsal mekanına hakim olan İslamfobinin tarihsel nedenleri olduğu da bir gerçektir. İslam ve daha genel anlamda Doğu, Batı'nın üzerinden kendisini kurduğu, yeniden tanımladığı “öteki”sidir. Başörtüsü “öteki”ni görünür kılan bir semboldür. Ve bu “öteki” çok önemli ve sinir bozucu bir işlev görmektedir: Avrupa'ya geçmişini hatırlatmaktadır. Başörtüsü Avrupa'da biraz da hatırlanması istenmeyen bir geçmişin ve geleneğin sembolü olarak algılanmaktadır... |
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın> |
|
|
|
| |
Gülay GÖKTÜRK |
|
| |
Türban karşıtları AİHM Büyük Daire'nin kararından beri, hiç durmadan aynı cümleyi tekrarlıyor: Bu defter kapanmıştır, artık kimse türban lafını ağzına almasın. Bir kere defteri kapatacak olan kim? Binlerce kız öğrenci ve onların anneleri babaları, yakınları bu defteri kapatmadıkça, bu haksızlığı kabullenip vazgeçmedikçe, kim kapatabilir bu defteri? Sizin kapatmanızla kapanır mı? Türkiye askeri cuntayla yönetilirken, uluslararası bir mahkeme "Türkiye'de demokrasi sorunu yoktur" diye bir karar alsaydı, biz de "demek ki demokrasi sorunumuz yokmuş, aman ne iyi mi" diyecektik? |
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın> |
|
|
|
| |
M. Nedim HAZAR |
|
| |
Hani dillerine doladıkları, ‘Babaannemizin örtüsü gibi değil bu örtü, ona itirazımız yok' cümlesi de kocaman ve samimiyetsizce söylenilmiş bir yalan. Bunu onlar da biliyor. Karşı oldukları şey türban değil, örtünmenin kendisi. Örtülü insan görmek istemiyorlar. Mesele, bunu açıkça söyleyebilecek kadar samimi olmayışları. |
| Yazının Tamamını Okumak İçin Tıklayın> |
|
|
|
| |
Bülent ÖZCAN |
|
| |
Orhan Pamuk'un Nobel'e aday gösterilmesi oldukça heyecan yarattı. Yıllardır Nobel'e Yaşar Kemal aday gösterilmiş ancak alamamıştı. Yaşar Kemal için, “En çok Nobel alamayan Türk yazar | |