ANASAYFA FELSEFE ANTOLOJİ YAZILAR LİNKLER DOWNLOAD

Anasayfam Yap
Anasayfa
Felsefe
Yazılar
Linkler
İletişim
Download
 
Antoloji
Sesli Şiirler
Tüm Şairler
Tüm Şiirler
TOP 24 Şiir!
Şiir Kategorileri !
 
Memleket Şiirleri
İdeoloji ve Toplum
 
Necip Fazıl Kısakürek
Orhan Veli Kanık
Murathan Mungan
Özdemir Asaf
 Türk Şiiri Antolojisi
 
Karayılan Hikayesi                      



Antepliler silâhşor olur,
uçan turnayı gözünden
kaçan tavşanı ard ayağından vururlar
ve arap kısrağının üstünde
taze yeşil selvi gibi ince uzun dururlar.

Antep sıcak,
           Antep çetin yerdir.
Antepliler silâhşor olur.
Antepliler yiğit kişilerdir.

Karayılan
         Karayılan olmazdan önce
Antep köylüklerinde ırgattı.
Belki rahatsızdı, belki rahattı,
bunu düşünmeye vakit bırakmıyordular,
yaşıyordu bir tarla sıçanı gibi
ve korkaktı bir tarla sıçanı kadar.
Yiğitlik atla, silâhla, toprakla olur,
onun atı, silâhı, toprağı yoktu.
Boynu yine böyle çöp gibi ince
               ve böyle kocaman kafalıydı
                             Karayılan
                                 Karayılan olmazdan önce.

Düşman Antep'e girince
Antepliler onu
            korkusunu saklayan
                          bir fıstık ağacından
                                         alıp indirdiler.

Altına bir at çekip
             eline bir mavzer
                                  verdiler.
Antep çetin yerdir.
Kırmızı kayalarda
                     yeşil kertenkeleler.
Sıcak bulutlar dolaşır havada
                                     ileri geri...

Düşman tutmuştu tepeleri,
düşmanın topu vardı.
Antepliler düz ovada
                   sıkışmışlardı.
Düşman şarapnel döküyordu,
toprağı kökünden söküyordu.
Düşman tutmuştu tepeleri.
Akan : Antep'in kanıydı.

Düz ovada bir gül fidanıydı
               Karayılan'ın
                        Karayılan olmazdan önceki siperi.
Bu fidan öyle küçük,
korkusu ve kafası öyle büyüktü ki onun,
namlıya tek fişek sürmeden
                yatıyordu yüzükoyun.

Antep sıcak,
            Antep çetin yerdir.
Antepliler silâhşor olur.
Antepliler yiğit kişilerdir.
Fakat düşmanın topu vardı.
Ve ne çare, kader,
                düz ovayı Antepliler
                                düşmana bırakacaklardı.

"Karayılan" olmazdan önce
                umurunda değildi Karayılan'ın
                kıyamete dek düşmana verseler Antep'i.
Çünkü onu düşünmeye alıştırmadılar.
Yaşadı toprakta bir tarla sıçanı gibi,
korkaktı da bir tarla sıçanı kadar.
Siperi bir gül fidanıydı onun,
gül fidanı dibinde yatıyordu ki yüzükoyun
             ak bir taşın ardından
                         kara bir yılan
                                    çıkardı kafasını.
Derisi ışıl ışıl,
           gözleri ateşten al,
                           dili çataldı.
Birden bir kurşun gelip
                   kafasını aldı.
Hayvan devrildi kaldı.

Karayılan
       Karayılan olmazdan önce
kara yılanın encâmını görünce
haykırdı avaz avaz
           ömrünün ilk düşüncesini :
     "İbret al, deli gönlüm,
      demir sandıkta saklansan bulur seni,
      ak taş ardında kara yılanı bulan ölüm."

Ve bir tarla sıçanı gibi yaşayıp
bir tarla sıçanı kadar korkak olan,
fırlayıp atlayınca ileri
bir dehşet aldı Anteplileri,
                    seğirttiler peşince.
Düşmanı tepelerde yediler.
Ve bir tarla sıçanı gibi yaşayıp
bir tarla sıçanı kadar korkak olana :
                            KARAYILAN dediler.

"Karayılan der ki : Harbe oturak,
Kilis yollarından kelle getirek,
nerde düşman varsa orda bitirek,
vurun ha yiğitler namus günüdür..."

                                                            (Kuvâyi Milliye'den)


Nâzım Hikmet Ran