ANASAYFA FELSEFE ANTOLOJİ YAZILAR LİNKLER İLETİŞİM
Anasayfa
Felsefe
Yazılar
Linkler
İletişim
Download
Karikatürler
 
Antoloji
Sesli Şiirler
Tüm Şairler
Tüm Şiirler
TOP 24 Şiir!
Şiir Kategorileri
 
Aşk Şiirleri
Ayrılık Şiirleri
 
Yunus Emre
Özdemir Asaf
İsmet Özel
Sezai Karakoç
Ömer Hayyam
 Türk Şiir Antolojisi
 
Rubailer - (ikinci bölüm)




1

«- Şarapla doldur tasını, tasın toprakla dolmadan, » - dedi Hayyam.
Baktı ona gül bahçesinin yanından geçen uzun burunlu, yırtık pabuçlu adam:
«- Ben, bu nimetleri yıldızlarından çok olan dünyada açım, » - dedi,
«şaraba değil, ekmek almaya bile yetmiyor param...»


2

Ölümü, ömrün kısalığını tatlı bir kederle düşünerek
şarap içmek lâle bahçesinde, ayın altında...
Bu tatlı keder doğduk doğalı nasibolmadı bize:
bir kenar mahallede, simsiyah bir evde, zemin katında...


3

Ömür gelip geçiyor, vakti ganimet bil uyanılmaz uykulara varmadan:
yâkut şarabı billûr kadehe doldur, seher vaktidir ey delikanlı uyan...
Perdesiz, buz gibi odasında uyandı delikanlı,
gecikmeyi affetmeyen fabrikanın canavar düdüğüydü uğuldayan...


4

Geçmiş günün hasretini çekmem
- yalnız bir yaz gecesi bir yana -
ve gözümün son mavi pırıltısı bile
gelecek günün müjdesini verecek sana...


5

Ben, bir insan,
ben, Türk şairi komünist Nâzım Hikmet ben,
tepeden tırnağa iman,
tepeden tırnağa kavga, hasret ve ümitten ibâret ben...


6

Ben, spiker, konuştum,
sesim bir tohum gibi ağır ve çıplak:
- Kalbimin saat ayarını veriyorum,
gonga tam şafak vakti vurulacak.

                            Nazım Hikmet Ran