ANASAYFA FELSEFE ANTOLOJİ YAZILAR LİNKLER İLETİŞİM
Anasayfa
Felsefe
Yazılar
Linkler
İletişim
Download
Karikatürler
 
Antoloji
Sesli Şiirler
Tüm Şairler
Tüm Şiirler
TOP 24 Şiir!
Şiir Kategorileri
 
Ölüm Şiirleri
Hasret Şiirleri
 
Ahmed Arif
Sezai Karakoç
Can Yücel
Ahmet Haşim
Ümit Yaşar Oğuzcan
 Türk Şiir Antolojisi
 
Salkımsöğüt                 




Akıyordu su
gösterip aynasında söğüt ağaçlarını.
Salkımsöğütler yıkıyordu suda saçlarını!
Yanan yalın kılıçlaları çarparak söğütlere
koşuyordu kızıl atlılar güneşin battığı yere!
Birden bire kuş gibi vurulmuş gibi kanadından,
yaralı bir atlı yuvarlandı atından!
Bağırmadı,
gidenleri geri çağırmadı,
baktı yanlız dolu gözlerle
uzaklaşan atlıların parıldayan nallarına!

Ah ne yazık!
Ne yazık ki ona
dört nala giden atların köpüklü boynuna bir daha yatmayacak,
beyaz orduların ardından kılıç oynatmayacak!

Nal sesleri sönüyor perde perde,
atlılar kayboluyor güneşin battığı yerde!

Atlılar atlılar kızıl atlılar,
atları rüzgar kanatlılar!
Atları rüzgarkanat...
Atları rüzgar...
Atları...
At...

Rüzgar kanatlı atlılar gibi geçti hayat!
akar suyun sesi dindi
Gölgeler gölgelendi renkler silindi.
Siyah örtüler indi mavi gözlerine,
sarktı salkım söğütler
sarı saçlarının
üzerine!

Ağlama salkımsöğüt
ağlama,
Kara suyun aynasında el bağlama!
el bağlama!
ağlama!


   Nazım Hikmet Ran